Hidrojen destekli üretim hattı
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, 2025 yılında Türkiye’de ticari araç üreticilerinin yüzde 37’si hidrojen veya hibrit-elektrik kombinasyonlu prototip geliştirme sürecine geçti.
Karsan, hidrojenli e-ATAK Hydrogen modelini seri test aşamasına taşırken;
BMC, yerli motor üzerinde hidrojenle uyumlu yanma sistemleri için yatırım planını açıkladı.
Mercedes-Benz Türk, Aksaray fabrikasında hidrojenli çekici denemelerine 2026’nın ilk çeyreğinde başlamayı planlıyor.
Biyoyakıt ve HVO yatırımları artıyor
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK MAM’ın ortak verilerine göre, Türkiye’de 2025 sonunda beş farklı üretici HVO (Hydrotreated Vegetable Oil) uyumlu motor teknolojisi geliştirdi.
Tofaş, Ford Otosan ve BMC bu sistemleri 2026 itibarıyla seri üretime hazır hale getirmeyi hedefliyor.
HVO ve biyoyakıt sistemlerinin kullanımıyla CO₂ emisyonlarında yüzde 70’e varan azalma öngörülüyor.
Elektrikli üretim altyapısı genişliyor
OSD’nin “2025 Elektrikli Dönüşüm Raporu”na göre, Türkiye’de ticari araç üretim hatlarının yüzde 22’si elektrikli sistemlere dönüştürülmüş durumda.
Bu oran 2022’de yüzde 9 seviyesindeydi.
Yatırımların büyük bölümü batarya üretimi, güç elektroniği ve enerji yönetimi yazılımlarına yönelmiş durumda.
Yerli üreticiler, 2026’da elektrikli ticari araçların toplam üretimde yüzde 18 paya ulaşmasını bekliyor.
Verilerle 2025 Enerji Dönüşümü Tablosu
• Hidrojen tabanlı prototip geliştirme oranı: %37
• Elektrikli üretim hattı dönüşüm oranı: %22
• HVO uyumlu motor teknolojisi geliştiren üretici sayısı: 5
• CO₂ emisyon azalımı potansiyeli: %70
• Elektrikli araç üretim payı (öngörü – 2026): %18
• Kaynaklar: OSD, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK MAM, üretici açıklamaları (Ocak–Eylül 2025)
2026’ya doğru: sıfır emisyonlu ticari araç vizyonu
Sektör temsilcilerine göre Türkiye, 2026 yılına kadar sıfır emisyonlu ticari araç teknolojilerinde Avrupa’nın Ar-Ge merkezlerinden biri olmayı hedefliyor.
Yerli üreticiler, enerji dönüşümünü sadece elektrikli değil, aynı zamanda sürdürülebilir yakıt sistemleriyle destekleyen “çok yakıtlı mühendislik” yaklaşımını benimsiyor. Türkiye’nin üretim gücü, mühendisliğini küresel rekabetin merkezine taşıyor.
