Üretim Altyapısında Teknik Dönüşüm

Türkiye’de ağır yük taşımacılığında kullanılan lowbed, semi lowbed ve modüler treyler sınıfları, son yıllarda hem yapısal güvenlik hem de araç bağlantı geometrisi açısından daha sistematik bir mühendislik yaklaşımıyla ele alınıyor. Ağır hizmet treyler üreticileri, yüksek tonajlı taşımalar için gerekli şasi dayanımı, bağlantı noktalarının uygunluğu ve yük taşıma davranışının doğrulanmasına yönelik teknik süreçleri üretim planlamasına entegre ediyor. İlgili kamu politikaları ve sektörel teşvik mekanizmaları da yerli üreticilerin uluslararası pazar beklentilerine uygun ürün geliştirme motivasyonunu destekliyor.

Sektörel Üretim ve Teknik Uygulamalar

Ağır hizmet treyleri segmentinde faaliyet gösteren üreticiler, farklı taşıma senaryolarına uyum sağlayabilen ürün aileleri geliştiriyor. Lowbed, semi lowbed ve modüler treyler çözümlerinde; yüksek dayanımlı çelik kullanımı, uzayabilir şasi tasarımları, farklı aks konfigürasyonları ve proje bazlı üretim yaklaşımı öne çıkıyor. Üretici firmaların teknik dokümanlarında, özellikle uzun ve ağır yüklerin taşınmasına yönelik hidrolik yönlendirmeli aks sistemleri, çok akslı çözümler ve proje odaklı mühendislik tasarımlarının kullanıldığı görülüyor.

Bu kapsamda ağır hizmet treylerlerinin tasarımında yük dağılımının hesaplanması, aks yüklerinin sınırlar içinde tutulması, fren sistemi bileşenlerinin araç kombinasyonuna uygun seçilmesi ve manevra kabiliyetinin dar alanlarda korunması gibi kriterler, hem hesaplı hem de test temelli doğrulama süreçleriyle destekleniyor.

Standartlar ve Mühendislik Çerçevesi (EN 13155 ve ISO 1726)

Ağır hizmet taşımacılığında kullanılan kaldırma ve taşıma düzeneklerinin güvenliği ile çekici-treyler bağlantısının uyumu, Avrupa ve uluslararası standartlarla çerçevelenmiş durumda. EN 13155 standardı, vinçler, kaldırma tertibatları ve elle kumanda edilen yük taşıma düzenekleriyle kullanılan sabit olmayan yük kaldırma ataşmanları için güvenlik gerekliliklerini tanımlıyor. Standardın kapsamına; plakalı kancalar, vakumlu kaldırma sistemleri, kaldırma mıknatısları, kaldırma traversleri, C-kancalar, kaldırma çatalları, çeşitli tipte kıskaçlar ve normal ağırlıktaki beton elemanlara yönelik yerleştirme ankrajları giriyor.

Bu gereklilikler; statik dayanımın kanıtlanması, elastik stabilitenin değerlendirilmesi ve yorulma dayanımının doğrulanması gibi unsurları içeriyor. Ağır hizmet treylerleri ile yapılan taşımalarda, özellikle yükleme-boşaltma sırasında kullanılan bu tür kaldırma aparatlarının EN 13155 ile uyumlu seçilmesi ve kullanılması, bütün taşıma zincirinin güvenliğini destekleyen bir çerçeve sunuyor.

ISO 1726 ve onu tamamlayan ISO 1726-3 ise, çekici ile yarı römork arasındaki mekanik bağlantının boyutsal uyumuna odaklanıyor. ISO 1726 serisi; çekici ve yarı römorktan oluşan mafsallı araç kombinasyonunda, beşinci teker ile kingpin bölgesine ilişkin belirli değiştirilebilirlik ölçülerini ve çalışma açılarını tarif ediyor. Bu çerçeve, aynı yarı römorkun iki veya üç akslı farklı çekicilerle kullanılabilmesini ve beşinci teker temas alanının statik test koşullarında doğrulanmasını sağlamaya yönelik boyutsal sınırlar getiriyor.

Türkiye’de üretilen ağır hizmet treylerlerinde, uluslararası pazarlara yönelik projelerde bu standartların gerekleri dikkate alınarak, hem kaldırma aparatlarının hem de çekici-treyler bağlantı geometrisinin ilgili teknik dokümanlarla uyumlu olacak şekilde tasarlanması hedefleniyor.

Uluslararası Pazar ve Uyum Boyutu

Türkiye, lowbed ve ağır hizmet treyleri de dâhil olmak üzere yarı römork üretiminde küresel ölçekte tedarikçi konuma gelen ülkeler arasında yer alıyor. Çeşitli üreticiler, yüksek dayanımlı çelik, sertifikalı üretim süreçleri ve proje bazlı tasarım yaklaşımıyla; Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve diğer bölgelere ağır hizmet treyleri ihraç ettiklerini belirtiyor.

Bu ihracat odaklı yapı, ağır hizmet treyler projelerinde; çekici-treyler kombinasyonlarının farklı ülke filolarıyla uyumlu tasarlanması, beşinci teker bağlantı bölgelerinin standart ölçülerle uyuşması ve yük güvenliği kurallarına uygun kaldırma-bağlama noktalarının tanımlanması gibi başlıklarda uluslararası mevzuatla uyumlu çözüm üretme ihtiyacını güçlendiriyor.

Ayrıca, ağır nakliye operasyonlarında kullanılan çok akslı ve modüler treyler konfigürasyonlarında; araç kombinasyonunun dönüş yarıçapı, aks yük sınırları ve köprü/tünel geçiş kriterleri gibi faktörler de dış pazarlara girişte dikkate alınan teknik sınırlamalar arasında yer alıyor. Bu çerçevede, uluslararası teknik şartnamelere referans veren proje bazlı mühendislik teklifleri, Türkiye’deki üreticilerin rekabetçi konumuna destek sağlıyor.

Ar-Ge, Malzeme ve Hidrolik Sistem Çalışmaları

Ağır hizmet treyler tasarımlarında, Ar-Ge faaliyetleri hem malzeme teknolojileri hem de hareketli sistemler üzerinde yoğunlaşıyor. Üreticilerin kamuya açık bilgi notları ve ürün tanıtımlarında; yüksek dayanımlı çelikler, özel alaşımlar, uzatılabilir şasi konstrüksiyonları, hidrolik yönlendirmeli aks sistemleri ve proje bazlı tasarım süreçlerinin öne çıktığı görülüyor. Bu yaklaşım, aynı treyler platformunun farklı yük tipleri ve aks konfigürasyonlarına uyarlanmasını kolaylaştırıyor.

Modüler treylerlerde kullanılan hidrolik direksiyon ve çok akslı düzenler, dar dönüş alanlarında manevra kabiliyetini korumayı amaçlıyor. Bu sistemlerin tasarımında, treylerin engebeli zeminlerde stabilitesini ve aks yüklerinin dengeli dağılmasını sağlayacak geometri ve kontrol stratejileri dikkate alınıyor. Proje bazlı üretim kültürü, ağır nakliye operasyonlarının gerektirdiği özel yükleme koşulları için farklı aks sayısı, uzama miktarı ve bağlantı noktası konfigürasyonlarının hesaplanmasına imkân tanıyor.

Genel Sektörel Görünüm

Türkiye’nin ağır hizmet treyleri alanında EN 13155 ve ISO 1726 gibi uluslararası standartları referans alan bir üretim ve mühendislik yaklaşımını güçlendirmesi, hem yerli filoların güvenlik ve teknik uyum seviyesini yükseltiyor hem de ihracat pazarlarında kabul edilebilirliği artıran bir çerçeve sunuyor. Yük güvenliği, kaldırma ekipmanlarının güvenli kullanımı, çekici-treyler bağlantı ölçülerinin standardizasyonu ve ağır yük taşımacılığına özgü Ar-Ge faaliyetleri, önümüzdeki dönemde sektörün rekabet gücünü belirleyen başlıca teknik boyutlar arasında yer almaya devam edecek.

Paylaş.
Bir yanıt bırakın

Exit mobile version