Türkiye’de araç üstü ekipman (AÜE) üretimi; karoser, dorse, tanker, itfaiye ve diğer özel amaçlı üstyapılar üzerinden otomotiv sanayisinin önemli bir alt kolu olarak gelişimini sürdürüyor. Motorlu kara taşıtları için karoser ve treyler imalatı, uluslararası sınıflama sistemlerinde NACE Rev.2 kapsamında 29.20 kodu altında tanımlanıyor ve Türkiye’de de bu kod üzerinden izleniyor.
Araç üstü ekipman sektörünün kapsamı ve teknik yönelimi
Araç üstü ekipman üreticileri, özellikle kamyon, çekici, hafif ticari araç ve belediye hizmet araçları gibi platformlara uygun üstyapı çözümleri geliştiriyor. Bu çözümler; itfaiye araçları, atık toplama sistemleri, tankerler, soğutuculu kasalar, vinçli üstyapılar ve inşaat ekipmanlarını da kapsayan geniş bir ürün yelpazesi içeriyor. Ulusal ölçekte faaliyet gösteren pek çok üretici, projeye özel tasarım ve siparişe göre konfigüre edilen üstyapılarla hem kamu kurumlarının hem de özel sektörün operasyonel ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanıyor.
Bu çerçevede sektörde hafif gövde yapıları, alüminyum veya yüksek dayanımlı çelik şasi sistemleri, enerji verimli hidrolik çözümler ve modüler üstyapı tasarımlarına yöneliş öne çıkıyor. Üreticiler, araç üstü ekipmanların kendi ağırlığını azaltarak taşıma kapasitesini artırmayı, yakıt tüketimini düşürmeyi ve bakım maliyetlerini sınırlamayı hedefleyen tasarım ve malzeme teknolojilerine yatırım yapıyor.
Standartlar, kalite yönetimi ve belgelendirme uygulamaları
Türkiye’de AÜE üreticilerinin önemli bir bölümü kalite ve çevre yönetimi alanında uluslararası kabul görmüş sertifikasyon şemalarını benimsiyor. Sektörde yer alan firmalar arasında ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi sertifikasına sahip üreticiler ile soğutuculu gövde ve treyler alanında ek teknik sertifikalar (örneğin soğutmalı taşımacılık için FRC gibi) bulunduran işletmeler yer alıyor.
Avrupa Birliği pazarına erişim hedefleyen üstyapı üreticileri için CE işareti taşıyan ürünler yaygın bir uygulama haline gelmiş durumda. CE işareti, ilgili AB direktifleri ve teknik mevzuata uyumun göstergesi olarak, özellikle treyler ve üstyapı ekipmanlarının Avrupa pazarına arzında temel bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Türkiye’de üretim yapan ve AB’ye ihracat yapan işletmelerin büyük bölümü, ürün bazlı uygunluk değerlendirmelerini tamamlayarak CE işaretiyle pazara çıkıyor; bu durum hem ürün güvenliğini hem de teknik mevzuata uyumu güçlendiriyor.
Çevre yönetimi tarafında ise ISO 14001 gibi sistemlerin kullanımı, atık yönetimi, enerji tüketimi ve kaynak verimliliği konularında yapılandırılmış bir yaklaşım sunarak AÜE üretiminin sürdürülebilirlik boyutunu destekliyor. Bu tür sistemlerin benimsenmesi, AB’nin çevre odaklı düzenlemeleriyle uyumlu hareket edilmesine de katkı sağlıyor.
Otomotiv yan sanayisi içinde konum ve ihracat bağlantısı
Araç üstü ekipman üreticileri, Türkiye otomotiv sanayisinin yan sanayi yapılanması içinde konumlanıyor. Motorlu kara taşıtları gövde ve treyler imalatı, genel istatistiklerde motorlu kara taşıtları, treyler ve yarı treyler imalatı başlığı altında izleniyor ve otomotiv tedarik zincirinin tamamlayıcı bir halkasını oluşturuyor.
Türkiye otomotiv sanayiinin, ülke ihracatının en yüksek paya sahip sektörlerinden biri olduğu ve son yıllarda ihracatta rekor seviyelere ulaştığı kamuya açık verilerde yer alıyor. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) ve ilgili kamu kurumlarının verilerine göre, Türk otomotiv sanayisinin 2023 yılında yaklaşık 35 milyar dolar seviyesinde ihracat gerçekleştirdiği, 2024 ve 2025 dönemlerinde de yüksek hacimli ihracat performansını sürdürdüğü ifade ediliyor.
Bu ihracatın büyük bölümünün Avrupa Birliği ülkelerine yönelik olduğu, otomotiv sektörünün tamamında AB pazarının temel hedef pazar konumunu koruduğu görülüyor. Türkiye’nin AB ile gümrük birliği çerçevesinde teknik mevzuat uyumunu ilerletmesi, otomotiv ve yan sanayi ürünlerinde AB normlarının benimsenmesini ve AÜE sektöründe de benzer uyum süreçlerinin uygulanmasını teşvik ediyor.
AÜE özelinde ise toplam üretim hacmi, ihraç edilen üstyapı sayısı veya ülke bazlı ihracat dağılımına ilişkin ayrıntılı ve düzenli yayımlanan istatistikler kamuya açık veri tabanlarında sınırlı olduğu için; bu alt segmentin nicel büyüklüğü, daha çok otomotiv tedarik zincirinin genel eğilimleri ve firma bazlı açıklamalar üzerinden izlenebiliyor.
Elektrikli ve hibrit üstyapılar ile Ar-Ge çalışmaları
Küresel ölçekte olduğu gibi Türkiye’de de elektrikli ve hibrit araç teknolojilerindeki dönüşüm, araç üstü ekipman üreticilerinin tasarım ve Ar-Ge gündemini etkiliyor. Elektrikli itfaiye araçları, elektrikli veya hibrit atık toplama sistemleri ve düşük emisyonlu belediye hizmet araçları gibi uygulamalar, üreticilerin üzerinde çalıştığı yeni üstyapı konseptleri arasında yer alıyor. Bu alanda, elektrikli araçlarla uyumlu hidrolik tahrik sistemleri, enerji geri kazanımına uygun kontrol çözümleri ve batarya yönetimiyle uyumlu üstyapı tasarımlarına yöneliş dikkat çekiyor.
Ar-Ge faaliyetleri, sadece tahrik sistemleriyle sınırlı kalmayıp, bilgisayar destekli tasarım ve sonlu elemanlar analizi gibi mühendislik araçlarının yaygın kullanımını da içeriyor. Yerli üreticiler; gövde dayanımının artırılması, şasi bağlantı noktalarının optimize edilmesi, ağırlık azaltma ile taşıma kapasitesi arasında denge kurulması ve operasyonel güvenliğin yükseltilmesi gibi hedeflerle tasarım süreçlerini dijitalleşen mühendislik araçları üzerinden yürütüyor.
Genel değerlendirme ve sektörel görünüm
Genel olarak bakıldığında, Türkiye’de araç üstü ekipman üretimi; NACE 29.20 kapsamındaki karoser ve treyler imalatı çerçevesinde, otomotiv yan sanayisine entegre bir şekilde gelişimini sürdürüyor. Hafif gövde yapıları, enerji verimli hidrolik sistemler ve modüler üstyapı tasarımları, sektörde öne çıkan teknik yönelimler arasında bulunuyor.
Ulusal ve uluslararası pazarlardaki talep, Türkiye otomotiv sanayisinin güçlü ihracat performansı ve AB teknik mevzuatına uyum süreci; AÜE üreticileri için dış pazarlarda rekabetçi konumunu destekleyen unsurlar olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, AÜE alt segmentine özgü ayrıntılı resmi istatistiklerin sınırlı olması nedeniyle, sektöre ilişkin sayısal değerlendirmeler daha çok genel otomotiv sanayisi verileri ve üretici beyanlarına dayalı eğilimler üzerinden takip edilebiliyor. Bu durum, sektördeki gelişimin; belgelendirme, teknoloji yatırımları ve ihracat bağlantıları üzerinden niteliksel olarak izlenmesini çok daha önemli hale getiriyor.
